Korumalı: Gökyüzüne bak beni sana anımsatıyor mu?

Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin:

Üniversiteyi Kazanan Arkadaşlara Birkaç Ufak Tavsiyem

Dün gece Ösym’nin yaptığı sürpriz itibariyle bir çok genç arkadaşımız  üniversiteli oldu. Bende yaşadığım üniversite deneyimlerini siz yeni üniversiteli   arkadaşlarımla maddeler halinde paylaşmak istiyorum.

1)Kayıt olmaya  tek geliyorsanız eğer ve tanıdığınız hiç kimse yoksa temkinli olmakta fayda var, kolunuzdan tutup sizi zorla yurdun birine kayıt olmaya götürebilirler. Zaten kayda gelenler ile tanışmanız en fazla yarım saats süreceği için bu baya düşük bir                       ihtimal.Kayıt günü olabildiğince rahat olun, insanlarla tanışırken kendiniz olun yeter.Kayıt zamanı bile tanıştığınız insanlar ilerde çok yakın arkadaşınız olabilir bu sizin elinizde.

2) İlk tanıştığınız kişilerle eve çıkma fikirleri yapmanız normal ama çabuk karar vermeyin, eğer şartlar uygunsa ilk sene olmasa bile ilk dönem boyunca yurtta kalmayı deneyin. Yeni tanıdığınız biriyle eve çıkmaktansa mutlaka kafa yapınıza uyacak birileri olacak ve güzel vakit geçirebileceğiniz yurtları tercih edin. Eğer illaki eve çıkmak istiyorsanız yanınızda ailenizin olmasını öneririm. Öğrencinin çok olduğu ve konutun az olduğu şehirlerde bu durum size maddi yönden mutlak katkı sağlayacaktır.

3) Üniversiteye geldim artık rahatım, ailemde yok kafama göre takılırım nerde akşam orda sabah diye düşünebilirsiniz. Belki de sınav strestinden dolayı son zamanlarda ebeveynlerinizle yıldızınız barışmadı. Üniversiteye ilk başladığınız zamanlarda işler istediğiniz gibi gitmeyebiliyor ve yalnızlık hissinden dolayı psikolojik olarak kendinizi iyi hissetmediğiniz zamanlar olabilr. Burada devreye sizin motivasyon kaynağınız aileniz giriyor. Her zaman olmasa bile ilk zamanlar  ailenizle  telefonda, skypte görüşüp işlerin yolunda olduğunu merak edilecek bir şey olmadığını ve yavaş yavaş alışmakta olduğunuzu söylemeniz hem onların hem de sizin kendinizi iyi hissetmenize neden olacaktır ve ilerleyen zamanlarda yaşayacağınız sıkıntıların üstesinden daha çabuk kalkmanızı sağlayacaktır.

3)Okulun ilk haftaları üniversite kulüplerinin açtığı standlardan kulüplerin faaliyetleri ile ilgili bilgiler alın ve aklınıza yatan kulüplere gönül rahatlığıyla üye olun, ayrıca dönem içerisinde aktif olarak yer alın. Benim sosyal kulüplerle işim olmaz hiç yeteneğim yok, çok çekingenim diye asla düşünmeyin. Tiyatro, sinema,fotoğrafçılık, spor, müzik kulüplerinden muhakkak birisi ilginizi çekecektir, hatta biriyle bile yetinmeyip ilk senenizi dolu dolu geçirebilirsiniz.İlk senenizde daha çok sosyal kulüplere yönelin eğer bölümünüz mühendislik gibi teknik bir bölüm ise zaten ilerleyen dönemlerde o tarz kulüplerle daha çok haşır neşir olacaksınız.

4)En önemli konulardan biri de İngilizce hazırlık programı. Eğer kazandığınız üniversitede İngilizce hazırlık programı zorunlu değil ise bir yıl boyunca İngilizce mi göreceksiniz, yoksa yıl kaybetmemek için direkt olarak bölümeme geçeceksiniz. İşte burada sizi zorlu bir sınav bekliyor, önünüzde belki de sizin yol haritanızı çizecek bir durum var. Benim tavsiyem eğer İngilizce seviyeniz orta seviyenin altında ve bölümüzde İngilizce dersler  varsa bir yıllık İngilizce hazırlık programından faydalanmanız. Hem geçen sene sınava hazırlanırken yaşadığınız stresti atmak ve dinlenmek için hem de bu işi bir kerede halledebilmek ve gelecek yıllarda üniversitede olsun iş hayatında olsun daha az sıkıntılar çekmek için İngilizce hazırlık okuyabilirsiniz.

5)Okul başladı, kaydınızı yaptınız, kalacak yer problemlerini çözdünüz her şey yolunda. Eğer büyükşehirlerin birinde okumuyor iseniz aklınızdan geçen tek şeyin yatay geçiş olduğunu tahmin etmek zor değil.Vazgeçin o sevdadan, yolunuza bakın zaten ilk vizelerden sonra bu fikrinizden vazgeçmiş olmanız muhtemel olacak. İllaki başka bir üniversiteye geçiş yapmak istiyorsanız gerçekten istemeniz ve çalışmanız gerecek, çalıştıktan ve istedikten sonra olmayacak bir şey yok, ipler sizin elinizde.

6)Hayatınızın en güzel dönemlerini yaşayacağınız üniversite yıllarınızı iyi değerlendirin, güzel dostluklar, arkadaşlıklar edinin. Üniversitede kurduğunuz arkadaşlıklar bir öncekilere benzemez kökten olur, derinden olur. Sosyal olmaya çalışın, insanlarla iletişiminizi güçlendirin bunun için bol bol kitap okuyun, hoşunuza ne gidiyorsa açın okuyun. Canınız sıkıldığı zaman sosyal medyanın değil kitapların, dergilerin kölesi olun.

7)Yapabiliyorsanız öğrencilik yıllarınzda iş hayatına girin, bulunduğunuz üniversitelerde ki teknokentlerde part-time olarak çalışabilirsiniz. Atılımcı  olun, aklınıza parlak bir fikir geldiğinde bu fikri nasıl yapabilirim demeli ve tüm yolları denemeye çalışmalısınız. Her deneyim size tecrübe olarak geri dönecek ve bu işin galibi er ya da geç siz olacaksınız.

8) Sınavlara düzenli çalışın rahat edin, ben yapamıyorum bari siz deneyin. Sınavlara çalışmayı son güne bırakınca kağıdın üstünde uyuma ihtimalini de aklınızdan çıkarmayın, yatay geçiş için uğraşmıyorsanız sizin işinize en çok yaracak derslere iyi çalışın derste yapılanları iyi uygulayın geri kalan derslere geçsem yeter gözüyle bakabilirsiniz. Kesinlikle sınavlarıyla size ters gidecek ve bir dersi en az iki defa almadan geçmenizi istemeyecek hocalarınız olabilir, iyi anlaşın onlarla belki bir şansınız olur olmazsa da zorlayın aynı dersi üç, dört kere almak sizin için hiç hoş olmayacaktır.Üniversiteyi kazanacak kapasitesiniz varsa elbette eninde sonunda üniversiteyide bitirecek potansiyeliniz var demektir. Maalesef iş üniversiteye girince bitmiyor asıl mesele bundan sonra başlıyor,  aklınızda bulunsun.

Üniversite yaşamınız gerçek manada hayatınızın en güzel yılları haline getirmek sizin elinizde. Ben sadece sizlere okulun ilk zamanları için kendi tecrübelerimden bir kaç küçük tavsiyede bulundum. Umarım her şey istediğiniz gibi gider.

Yerli Yapım Monochroma Kickstarter’da!

Tamemen Türk yapımı olan fantastik dünyası, şaşırtıcı bulmacaları ve tek renkten oluşan gizemli atmosferiyle dikkat çeken İstanbul merkezli Nowhere Studios’un geliştirdiği Monochroma 2009’dan beri 4,4 milyonun üzerinde kişinin 863 milyon doların üzerinde bağış yaptığı film, müzik, oyun ve sanat yapımcılarının desteklendiği Kickstarter’da. Daha önce Steam Greenlighttimthumb‘ta da oyuncuların desteğini bekleyen yapım IGN gibi birçok siteye de konuk olan Monochroma, 2009 yılından beri geliştirilmeye devam ediyor.

Karamsar bir atmosferin yanında 1950’lerin ürpertici  bir distopyasında bir robot fabrikasının etrafında şekillenen sinematik bir puzzle platform oyunu olan Monochroma evlerinden uzaklaşan iki kardeşin hikayesini ele alıyor ayrıca çocuk olmak,size ihtiyacı olan küçük bir kardeş ile büyümek , endüstriyel-simyanın geliştirdiği bir dünyada engellerle karşılaşmak ve bulmacalar çözmek üzerine yoğunlaşıyor.

Monochroma’nın Kreatif yönetmen ve oyun tasarımcısı Orçun Nişli’ye gore oyun Limbo ve Ico’nun bir araya gelmiş hali. Monochroma ayrıca tüm Dünya’da yabancı oyun yapımcılarından takdir topladı. Journey’in yapımcısı Kellee Santiago “Monochroma’nın karanlıklarında ve yağmurlarından kendimi kaybetmek için sabırsızlanıyorum!” derken Papo & Yo Kreatif Direktörü Vander Caballero ise “Batı’nın en iyi bağımsız oyun stüdyolarını bile zorlayacak, hayret verici bir oyun” dedi.

Kickstarter üzerinden vereceğiniz maddi destekler için tüm diğer projeler gibi Nowhere Studios’ta ödüller veriyor.  Oyunun bir kopyasına sahip olmak için 15$ ve üstü destek vermeniz yeterli.Temmuz ayı süresince Kickstarter’daki yerini koruyacak olan Monochroma destekleri toplamaya başladı bile. Oyuna destek olmak için Kickstarter sayfasına buradan ulaşabilir ve ayrıca oyunun ücretsiz demosunu yine Kickstarter’dan indirebilirsiniz.

http://www.kickstarter.com/projects/445804219/monochroma

Öte yandan oyunun Steam üzerinden yayımlanmasını istiyorsanız,  Steam Greenlight sayfasından oy verebilirsiniz.

http://steamcommunity.com/sharedfiles/filedetails/?id=156723130

Bir Rahatlama mı geldi ne?

Bu sene vizelerin tarihi baya geç açıklandı.Üniversitede ki öğrenci sayısının artmasıyla yaşanan sınav salonu problemlerinden dolayı oldğunu düşünüyorum.Bütün fakültelerin sınav tarihleri farklı farklı olarak ayarlandı.Kasım ayının ilk haftası olarak tahmin ettiğimiz sınavlar mühendislik fakültesi öğrencileri için ancak 17’sinde başlayabildi. Daha çok var hallederiz be oğlum,yaparız rahat ol sen derken bir anda geldi sınavlar ne olduğunu anlamadan her zaman ki gibi kasıp kavurdu çoğumuzu.

Hafta öncesinde başladık tabi biraz çalışmaya cuma günümüzün boş günü olmasının avantajıyla da hazırlamaya başladık ha bir de sınavların cumartesi, pazar başlaması ve ilk iki sınavımızın nesne yönelimli programlama ve veri yapıları olması avantajları dezavantaja çevirsede.

Geçen sene 2.dönemden bir kaç dersimin kalmasından dolayı ortalamamın Erasmus sınavı için istenen seviyeye ulaşmaması sonucu hırs bastı ister istemez.Önce ortalamayı istenen seviyeye çekip ondan sonra da şu çok istediğim Erasmus stajına hak kazanmak şu an için tek dileğim.Hırs bastı dediysek öyle yine günlük ders tekrarı, düzenli çalışma falan yok, sadece dersleri kaçırmamak diyelim şuna.Vizelere kadar toplamda sadece 2 saat ders kaçırmış olmakla gurur duyuyorum kendimle.Hazırlık ve geçen seneden sonra böyle bir istatistik ortaya çıkarmak kendi açımdan şahane.


Sanki tüm konuları halletmişiz gibi sınav döneminde bir kaç saat çalışmadan sonra ve ya sınavlardan hemen gelince akşama başlarız mantığıyla kendimi yine oyunlara verdim bu sene de.Programlama sınavı öncesi Süleyman’la yarım saat oynarız diye oturduk bilgisayar başına 4 saat sonra yeter artık diyebildik.Nesye o da güzel eminim sabaha kadar oynayanlar da vardır aramızda.Sınav haftası geldi mi bir tek bizde mi olur bilmiyorum ama  müziklerle rahatlıyoruz ama normal zamanda hiç dinlemediğimiz türden.Arabeske bağlamak psikolojik açıdan normaldir heralde içimizi daha da karartmaya bayılıyoruz.

Neyse gelgelim sınavlara.O kadar yazdım, çizdim, mantığını anladım her türlü yaparım dediğim veri yapılarından ters köşe oldum.Programlama sınavınında istediğim gibi geçmemesi morelleri sıfır noktasına çekti.Tabi ben ne yaptım, sarıldım yine telefona.Acizlik bu ya olmuyor diyorum yine evdekilere ne yaptımsa olmuyor.Bahaneler hazır bende dersler İngilizce baba biliyorsun zorlanıyorum,anlamıyorum çoğu şeyi.Annem alıyor telefonu, söyleyeceğim sözleri ezberlemişim sanki, kağıt üzerinde yapamıyorum anne mantığını çözdüm ama olmuyor,ezberlersem bana bir faydası olmaz bu derslerin bende kalmayı seçiyorum diyerek onların da canlarını sıkıyorum.Olmaz arkadaş ikisi üçü kötü geçti diye bırakacak mıyım bu dersleri,geçen sene yapmadık bu hatayı nedir bu kendime güvensizlik.Yaptım bir çanta hemen aldım 4-5 günlük bir izin Taner’in yanına.Dedim oğlum çalıştır beni ne var ne yok göster diğerlerini halledeyim bari.Başladık çalışmaya uykusuz geceler, acılı kahveler, hoş sohbetler,derken geldik bir sınav döneminin sonuna daha.İlk sınavlara göre gayet başarılı geçtiklerini söyleyebilirim.

 

İyisiyle kötüsüyle de olsa sınavları bitirmenin verdiği huzur hiç bir şey de yok.Sınavları devam edenlere de Allah zihin açıklığı versin umarım sınavlarınız istediğiniz gibi geçiyordur.


Tunahan Tolga Yıldız

 

Üniversite Tercihi Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

2012 LYS sonuçları açıklandı.Şimdi bir çok arkadaşımız hayatında vereceği en önemli seçimlerden birisiyle karşı karşıya.


Öncelikli olarak bölüm mü yoksa üniversite mi tercih etmek istediğinize karar verin.Çocukluk hayaliniz varsa bölüm tercih ederken daha rahat olabilirsiniz çünkü ilerde ne yapmak istediğinizi tam olarak biliyorsunuz demektir.Üniversite hayatınız topu topu 4-5 sene ama seçeceğiniz mesleği ömrünüzün üçte birini ayıracağınızı unutmayın.Tercih edeceğiniz üniversitenin uluslararası literatürde tanınma durumuna bakmanızda fayda var.

Tercih yapmadan önce tercih etmek istediğiniz üniversiteleri iyi araştırın.İlk olarak üniversitenin internet sitesinden bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.Sözlüklerde ve forum sitelerinde araştırmalar yaparak aradığınız  sorulara cevap bulabilirsiniz.Üniversite kulüplerini de göz ardı etmeyiniz.Sizlerin gelişiminde doğrudan etki yapabilir.Ama yine de üniversiteyi ve şehri gidip görme şansınız var ise vakit kaybetmeyin.Kampüsü ziyaret ederek üniversite öğrencileriyle fikir alışverişi yapabilirsiniz.Şehir hakkında da en önemli şeylerden biri barınma ihtiyacanı karşılayıp karşılayamamasıdır.Yeteri kadar özel yurt var mı veya öğrenciye kiralanan ev fiyatları ne kadar bunların araştırılması,sorulması gerekmektedir.Şehirdeki esnafın öğrenciye tutumu da göz önünde bulundurulması gereken bir konudur.Bu sorunun cevabına da üniversitede öğrenim gören öğrencilerden ulaşabilirsiniz.Şehirin sosyal yaşamının iyi olması canınız sıkıldığı zaman arkadaşlarınızla iyi vakit geçirebildiğiniz yerler olmasında fayda var.Büyük şehirlerden okumak için daha küçük ve sosyal yönden daha zayıf şehirleri tercih ettiğiniz zaman ister istemez zorluklarla karşılaşabilirsiniz.Arkadaş ortamın olsun gerisini boşver gözüne her yer güzel görünür diyenlerin sayısı oldukça fazla olsa da bunun herkes için geçerli olduğunu söyleyemeyeceğim.Bunun sıkıntısını çok fazla çekip ilk yılından okulu bırakanlarda oldu, bulunduğu yeri benimseyip mutlu mesut yaşayanlarda.Ha unutmadan söyleyeyim deniz tutkunuz var ve çocukluğunuz sahillerde geçenlerdenseniz denize kıyısı olan şehirleri yazmanızda fayda var.Bir çok insanın huzur bulduğu şey deniz kokusudur.Ne kadar komik görünse de bunun sıkıntısını çekenlerde olmuyor değil.Değinmek istediğim bir konuda tercih edeceğiniz şehrin yaşadığınız yere olan uzaklığı.Yakın akrabalarınızın,komşularınızın sizleri gaza getirip uzak yerleri yaz tek başına ayaklarının üzerinde durmasını öğren dediklerini duyar gibiyim.Daha önceleri  bir ay kadar ailenizden uzak durduysanız ve çektiğiniz hasreti dizginlemeyi başarabildiyseniz, kendinize güveniniz tam ben uzakta ve ailem olmadan da yapabilirim diyorsanız diğerlerine göre bir adım daha öndesiniz demektir.Çünkü dilediğiniz yeri tercih edebilecek ve gözünüz arkada kalmayacaktır.Karabük’ten 3 saat kadar uzakta bulunan Ankara’ya her hafta sonu giden arkadaşlarım olduğunu söylemeden edemeyeceğim.İyi düşünün,iyi tartın ve karar verin.


Okuyacağınz bölüme halen karar verememiş iseniz sizin işiniz daha zor 

gibi görünüyor.Öncelikle ne istediğinize karar vermek zorundasınız.İnternette bir sürü meslek testi bulabilirsiniz ama şunu söyleyeyim sizi en iyi sizden başkası tanıyamaz.Kararı siz vermelisiniz.İş yapma tarzınızı ve hangi ortamda verimli çalışabileceğinizi belirlemelisiniz.Örneğin benim gibi hastane ortamına girdiğinizde bağrışmalar ve koşuşturmalardan rahatsız oluyor ve ruhunuz daralıyor ise sağlık bömleri size göre değil diyebilirim.Bir kaç örnek daha verecek olursak iyi bir öğretmen olabilmek için ikili ilişkilerize başarılı olmanız gerekmektedir.Unutulmaması gereken bir konu da tercih edeceğiniz mesleğin iş olanakları.Örneğin Moleküler Biyoloji ve Genetik gibi bölümler de maalesef yurt dışındaki gibi iş imkanı ülkemizde bulunmuyor. Yok arkadaş ben halen kararsızım diyorsanız kafanızda belirlediğiniz meslek profillerinden yakın çevrenizde olanlar konuşabilir ve kararınızı netleştirebilirsiniz.


Sonuç olarak benim sizlere tavsiyelerim bunlar.Tercih yapmadan önce araştırın,sorun ve öğrenin.Umarım dilediğiniz üniversitelerde dilediğiniz bölümleri kazanırsınız.


Tunahan Tolga Yıldız

 

Tarayıcınız Üzerinden Oyun Oynamak Hayal Değil

Büyük oyun firmaları hemen hemen her yıl yeni oyunları piyasaya sürüyorlar.İyiden iyiye büyümekte olan oyun sektöründe herkes bir adım öne geçmek adına yeni fikirler ortaya atıyor ve hayata geçiriyor.

 

Bu güne kadar bulut sistemi genelde belge yedekleme ve internet üzerinde depolama alanı olarak kullanılıyordu.Bulut sisteminin yapacakları bunlarla sınırlı değil.Oyun oynamak içinde artık bulut sistemini yaygın olarak kullanıyoruz.Onlive oyunların uzak sunucularda saklandığı ve çalıştırıldığı ilk bulut bilgisayar sistemidir.Kapsama alanı çok büyük olan Onlive ayrıca bir çok ortamda kullanılmaktadır.SmartPhone,Tablet PC,Windows,Mac sadece bunlardan bir kaçı.720p çözünürlüğe kadar destek sağlayan Onlive hizmeti 5 mbit/sn ve daha üstünü tavsiye ederken minimum hız olarak 3 mbit/sn istemektedir.

 

                                                                                                             Onlive

 

Onlive gibi ücretsiz ve oyunların demosunu denememize olanak sağlayan Gaikai ile tanışmam ise 30 Haziran 2012 tarihinde yapılan resmi basın açıklamasıyla 380 milyon dolara Sony Computer Entertaintment’e satılmasıyla oldu.Gaikai’nin ayrıca Samsung ile de anlaşması bulunuyor.Samsung Smart TV’ler için konsol oyun getireceklerini söz verdiler.

 

                                                                                                             Gaikai

Onlive kadar oyuna sahip olmasada Gaikai’de de bir çok demo mevcut.The Witcher 2, FIFA 12, Mass Effect 3, Crysis 2, Alan Wake, Mount&Blade(Warband), Assassin’s Creed Brotherhood, Gaikai ‘de yer alan oyunlardan bazıları.

 

Gaikai Onlive’e göre daha az ama önemli partnerlere sahip.EA Games, Ubisoft, Sega, Konami bunlardan sadece bir kaçı.

 

Artık Onlive ve Gaikai’yi deneme zamanı geldi.İyi oyunlar…

 

www.onlive.com

www.gaikai.com

 

Tunahan Tolga Yıldız

Gelecex Akademi Uzaktan Android Eğitimleri Başlıyor

Üniversiteler arası eğitim ve gençlik platformu olarak son gelişmeleri ve trendleri kullanıcılarıyla buluşturan bir bilgi paylaşımı plaftformu olan Gelecex, Gelecex Akedemi adı altında kariyer eğitimlerine başlıyor..

Üniversite temsilciliğini de yaptığım Gelecex yeni bir yapılanmaya girerek kendini an ve an yenilemeye devam ediyor.Gelecex oluşumunun bir parçası olarak kısa bir süre önce açılan Gelecex Akademi, alanında uzman kişilerce uzaktan eğitimlere başlıyor.Eğitimlerden ilki alanında uzman olan ve bir çok kitap yazarak bilgi ve tecrübesini bir çok takipçisiyle buluşturan sayın  Mimar Aslan hocamızdan Android Eğitimleri.Unutmadan söyleyeyim Mimar Aslan hocamızın online dersleriyle birlikte bende Android dünyasına adım atıyorum.

Eğitimin içeriği ise şu şekilde:

Eğitmen: Mimar Aslan 

 

ANDROID ONLINE EĞİTİMLERİ – 30 Saat
  • Kurulum Ortamının Hazırlanması
  • Android SDK – ADT – Eclipse IDE – Android SDK Güncellemesi / Android ve Alt Yapısı Sunumu
  • XML Sunumu – Java Sunumu
  • Android DVM  – Java JVM Sunumu
  • Selam Android  Örneği
  • FrameLayout – LinearLayout -TableLayout
  • RelativeLayout – GridViewLayout
  • OptionsMenu – SubMenu – ContextMenu
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • Toast Mesajı – Button – TextView – EditText
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • AlertDialog – ProgressDialog – CustomDialog
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • CheckBox -RadioButton – Spinner
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • ToggleButton – ProgressBar -ViewFlipper – SlidingDrawer
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • ListView – TabHost – TabWidget
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • DatePicker – TimerPicker – ImageButton – ImageView
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • VideoView – WebView – RatingBar
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • Animation – LayoutAnimation
  • Verilen görevleri adım adım uygulamalı olarak çözüyoruz.
  • Android Cihazlarda SDCard Kullanımı
  • JSON ve XML Sunumu
  • SQL Sorgulama Dili ve SQLite Sunumu
  • SQLite ile Yerel Veritabanı Projesi
  • SQLite ile Yerel Veritabanı Projesi

 

Eğitimler için  www.gelecexakademi.com

 

İletişim için    info@gelecexakademi.com adresini kullanabilirsiniz.


Tunahan Tolga Yıldız

Metutech Atom’a Başvurular Devam Ediyor

Bugüne kadar verdiği hizmetlerle 8 firmanın oluşmasını sağlayan METUTECH-ATOM Dijital Oyun,Animasyon ve Mobil Uygulama fikirlerini bekliyor.METUTECH-ATOM’a başvurular 2 aşamadan oluşuyor.

Bizde bu sene bir kaç arkadaş başvuru yapmayı düşünüyorduk fakat kafamızda ki soru işaretleri vardı.Bunun için METUTECH-ATOM Yöneticisi Emek Kepenek’e bir mail attık.Karabük Üniversitesi’nde öğrenim gördüğümüzü,seçildiğimiz takdirde projemizi uzaktan sürdürme gibi bir imkanız olup olmadığını ve bizlere METUTECH-ATOM’un herhangi bir maddi olanak sağlayıp sağlamadığını sorduk.

 Emek Bey’den gelen cevap şu şekildeydi.ATOM’a kabul edilen grupların fizik olarak burada yer almalarını istediklerini çünkü bir çok hizmeti buradayken alabildiklerini belirtti.En azından gelen yatırımcı sizi burada görmek isteyeceğini ayrıca maddi olarak destek veremediklerini fakat devlet desteklerine başvurmamız için destek verdiklerini belirtti.Ayrıca tüm toplantı, seminer ve eğitimlere dilediğimiz gibi katılabileceğimizi söyledi.En son olarak sizin okula da gelip ATOM’u ve çalışmalarını anlatmak isterim dedi.Tam da bizim yeni dönemde düşündüğümüz organizasyonlardan biri olması bizim adımıza sevindirici bir haber oldu.Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi’nin kulübümüze adını vermiş olması da güzel bir detay bizim için.

Unutmadan söyleyeyim METUTECH-ATOM’a 1.adım başvurular http://www.metutech-atom.org adresinden 2 Temmuz’a kadar devam ediyor.Yerinizde olsam elimi çabuk tutardım.Kim bilir belki bir kaç sene sonra bizde ATOM’un oyun geliştiren firmalarından biri oluruz.

Tunahan Tolga Yıldız

 

Sezer Şener

Tunahan Tolga Yıldız:Merhabalar sizi tanıyabilir miyiz ? Kendinizi biraz anlatabilirmisiniz?

 

Sezer Şener: Merhabalar,22 yaşındayım.Doğu Akdeniz Üniversitesin’de Elektrik Elektronik mühendisliğinde okumaktayım.Aynı zamanda Emu Game Platform’un kurucularından biriyim.

 

Tunahan Tolga Yıldız: Bilgisayar oyunları ile tanışmanız ne zaman oldu?

 

Sezer Şener: 5 yaşında atari ile tanıştım diyebilirim.O zamandan bu yana beni içine sürükleyen bir eğlence halini aldı.Tomb Radier 2 ilk tanıştığım oyun serüvenimde ilk bilgisayarımı ise 1995’lerde aldım.Daha sonraları Age of oynamaya başlamam benim için yeni bir başlangıç oldu.

Tunahan Tolga Yıldız: Emu’da böyle bir kulüp kurmak nereden aklınıza geldi yaptığınız etkilik nelerdir?

Sezer Şener: Üniversiteyi kazanıp geldiğimiz ilk sene öğrenciler internet ve playstation kafelerde inanılmaz derecede oyun oynuyorlardı.Arkadaşlarım gece gündüz farketmeksizin sürekli oyun oynamak için arıyorlardı.Bizde ev ahali olarak oyun oynayabileceğimiz için bu öğrencileri bir çatı altında toplamalıyız diye düşündük.Ama çevremizde ki insanlar bize pek inanmadılar, okul size yatırım yapmaz oda tahsis etmez dediler.Konuyu bölümde ki ve konuyla ilgili hocalarımıza açınca aradığımız desteği bulduk onun ertesine ise EMU Game Platform’u adı altında kulübümüzü kurduk.Kulüp olararak etkinliklerimiz oyun turnuvaları,eğitimler,seminerler,konferanslar ve Global Game Jam’e ev sahipliği yapmak.

 

Tunahan Tolga Yıldız: Siz ve kulübünüzün oyun geliştirmeyle tanışmaları nasıl oldu ?

 

Sezer Şener: Bizi destekleyen hocalarımız oyun oynayalım fakat bunun yanında oyun da geliştirelim dediler.Böyle bir düşünce aslına bakarsanız bizim kafamızda da vardı.Bizim için hocalarımızın bu desteği vermesi bizi tetikledi ve hemen oyun geliştirmeye de başladık.Kulüp kurulduğu yaz dönemi TOGOG eğitimleri vardı ve bu sayede Gürcan Serbest ile tanıştık.Ve ardından Aralık ayında TOGOG ile ilk konferansımızı verdik.

 

Tunahan Tolga Yıldız: İlerideki kariyer hedefleriniz nelerdir mezun olunca kendinizi nerede görüyorsunuz?

 

Sezer Şener: Öncelikle buradan mezun olmadan önce ufakta olsa bir oyun yapmayı düşünüyoruz.Amacımız yavaş yavaş gelişmekte olan oyun sektöründe yer edinmek.Kısa vadede kuruluşta bir yer edinmek ileri ki asıl hedefim ise kendi oyun şirketimin başına geçmek.

 

Tunahan Tolga Yıldız: Sizlere Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Kulübü Başkanı olarak kulübümüz adına en son gerçekleştirdiğiniz oyun sektörü ve oyun geliştirme konferansında dört gün boyunca yalnız bırakmadığınız ve fazlasıyla ilgilendiğiniz için teşekkür ederim.Biz de sizleri Karabük’e bekleriz.

 

Sezer Şener: Bizi etkinliğimizde yalnız bırakmadığınız için bende sizlere içtenlikle teşekkür ederim.Umarım bir başka etkinlikte görüşürüz.

 

Tunahan Tolga Yıldız

Gürcan Serbest ve Yiğit Ergenç

Daha önce  “Oyun Sektöründen Röportajlar” başlıgıyla yayınladığımız Mahmut Saral ile Fasih Sayın’la yaptıgımız röportajlara TOGOG’dan Gürcan Serbest ve Yigit Ergenç röportajları ile devam ediyoruz.Bize zaman ayırdıkları için teşekkür ederek bir an önce röportaja başlayalım.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz ? Kendinizden bahsedebilir misiniz?

Daha öğrenecek çok şeyi olan nacizane bir oyun programcısıyım. Civilization of Ottoman projesinin proje yöneticiliği ve yazılım geliştiriciliğini yürütüyorum. Ayrıca Adobe’un desteği ile geliştirilen Kent projesindede geliştirici olarak görev alıyorum. Daha önce bir oyun stüdyosundada çalışmayı deneyimleyebildim. Türkiye Oyun Geliştirici Öğrenciler Grubu’nunda kurucularından birisiyim. Bu sektörün geleceği olan gençlerle nacizane bilgilerimi paylaşmaya özen gösteriyorum.

Bilgisayar ile tanışmanız ve oyun geliştirmeye başlama zamanlarınızı anlatabilir misiniz?

Bilgisayarım ile tanışmam sanıyorum 1992 yılına kadar uzanıyor. İlk bilgisayarım bir Commodore 64′tü halen onda yaptığımız kafa ayarlarını unutabilmiş değilim. İlk programcılığıda bu Commodore 64 ile başladım. Commodore 64′ümü ilk aldığım zamanlarda teyp’imin kafa ayarı olmadığı için Commodore 64′te program yazmaya çalışarak zaman geçiriyordum. Hatta burada ilginç bir anım mevcuttur. Commodore 64′ü bilenler kutusundan çıkan kitapçığı hatırlarlar o kitapçığın arka sayfalarındaki süpriz kod isimli yaklaşık yedi sayfalık bir kodu defalarca yazdıktan sonra karşıma çıka çıka bir zıplayan top çıkmasından sonra bu işi bir daha yaparsam ne olayım demekle başlamış oldum. Oyun programcılığına ilk başlayışımın temelleri ise sanırım lise 1′de atölye derslerinde Dark Basic ile o oyunun içinde gelen sample bir projenin yüzlerini değiştirerek başlayarak oldu. Dost askerlerin yüzlerine kendimi düşman askerlerin yüzüne ise Tarkan’ın yüzünü koyuyordum .

TOGOG’un kurulma hikayesi nedir ?

Civilization Of Ottoman projesine ilk başladığımız süreçte Ben Selçuk Ermaya ve Erdem Tuzen’den oluşan üç kişilik bir ekipttik ve üçümüzde yazılımcıydık. Oyun yapmak bir çok disiplinin bir araya gelerek devam ettiği süreç. Biz ise sadece üç yazılımcı idik modelcilere, konsept tasarımcılarına, ses sanatçılarına, müzisyenlere ihtiyacımız vardı ama bunları bir araya getirecek bir bütçemiz yoktu. Bizde ilk sitemizde bir form açarak bu işle ilgilenen tüm disiplinlerden insanları bir araya getirerek bu işi yapmayı düşündük. Aslında itiraf etmeliyim ki şahsen üçümüzde çok umutsuzduk fakat oyunu duyurduktan sanıyorum bir ay sonra bir sabah forma baktığımda yaklaşık 120 başvurunun geldiğini gördüğümde heyecanlanmıştım. Bu süreçten sonra her gün başvurular artarak gelmeye devam etti. Tabi gelen başvuruların %90′ını bu işle uğraşmak isteyen gençlerdi. Bizde bu gençleri oyun sektörüne kazandırmak için TOGOG’u kurduk.

Civilization of Ottoman projesine başlamak nereden aklınıza geldi ve şu an hangi aşamadasınız?

Erdem ve Selçuk’ların daha önce üzerinde çalıştıkları Blogsa adlı bir projeleri mevcuttu. Bu projeyi kendileri tamamlayıp yayınladıktan sonra bir msn sohbetinde kendilerine sıradaki projelerinin ne olduğunu sorduğumda web tabanlı bir oyun yapacaklarını söylediler. Aslında kafalarındaki fikirleri bir hacker oyunuydu fakat sabaha kadar süren heyecanlı bir sohbetten sonra bu oyunu Osmanlı tarihi ile ilgili yapmaya karar verdik. İlk duyurumuz Azure platformu için web tabanlı bir oyundu fakat daha sonra bu oyun community’de bu denli büyük bir RTS oyununa döndü.

Oyunun adının ingilizce olmasının nedeni nedir?

Oyunun adı aslında Türkiye’de İngilizce olmayacak. Türkiye’de çıkış ismi Osmanlı Medeniyeti’dir. Bu oyunun yurtdışında satışının yapılabilmesi için oyuna birde İngilizce isim koyduk fakat sanıyorum bu isim üstümüze daha çok yapıştı ve yakıştı. Bizim amaçlarımızdan biride yurtdışında tanıtabildiğimiz kadar çok kitleye Osmanlı tarihini anlatabilmektir. Bu sebeble Japonca’da dahil bir çok dilde oyunu yayınlamaya çalışıyor olacağız tabi bu konudada dil destekleri için gönüllüleri halen bekliyoruz.

Gençlere bu kadar yardım etme nedenleriniz nelerdir?

Gençleri seviyorum. Gerçekten seviyorum gelecek onların eseri olacak şu an küçücük bir sektörüz bu sektörü onlar büyütecek ve geliştirecekler. Onlar bunun farkına bu yaşlarda varırlarsa bizim yaşımıza geldiğimizde daha ciddi işler yapacaklarından hiç bir zaman şüphem olmadı. TOGOG’u kurduğum günden bu yana gelen her gün ortalama 100 başvurunun hepsini okurken bunu tekrar tekrar anlıyor ve hissediyorum. Çok yetenekli ve ilgili gençlerimiz var ve doğru yönlendirilmeleri gerekiyor. Eğer doğru yönlendirilirlerse başarısız olmak için hiç bir sebebleri yok. Bunu sadece ben veya TOGOG değil herkes yapmalı diye düşünüyorum ki bu herkesin görevidir. Biz çok değerli gençler tanıdık mesela Dennis, Stefan, Philipp, İbrahim Ergin ve Sinan gibi kendilerinin neler yaptıklarıda ortada bir bu gençleri gördükçede sonuna kadar desteklemeye devam edeceğiz.

Türkiye’yi şu anda oyun sektöründe nerede görüyorsunuz?Sizce en büyük eksiklerimiz nelerdir?

Şu an yeni yeni emeklemeye başlıyoruz fakat hızlada büyüyoruz. Gün geçtikçe Know-how’larımız artıyor. Umuyorum geleceğimiz bugünümüzden daha parlak ve güzel olacak. GGJ’ler düne kadar tek bir merkezden yapılırken bu yıl 4 merkezde yapıldı. Bir çok üniversite Oyun konusunda bir lisans programı açmak için uğraşıyor. Bir çok oyun geliştirme klübü kuruldu bunlar güzel adımlar. Eksikleirmiz olarak ise iş gücü yetersizliği ve yatırımcı eksikliğini görüyorum sektörümüzde umarım bu sorunuda çok yakında üretilen türk oyunlarının başarıları ve ciddi satış rakamlarıyla türk yatırımcısına anlatarak çözebiliriz diye umut ediyorum.

Bize vakit ayardığınız için teşekkür ederiz.

 

 

Öncelikle sizi tanıyalım , Kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba Ben Yigit Ergenç, 29 yaşındayım , Eskişehirden geliyorum… AutoDesk Instructor’üm… Aktif olarak eğitmenlik yapıyorum aynı zaman da oyun geliştiriyorum…Bir oyun stüdyosunda Iphone akıllı telefon uygulamaları ve oyun geliştirme üzerine senior modeller pozisyonunda çalıştım.Daha öncesinde bilişim eğitim merkezinde eğitmen ve eğitim koordinatörü olarak çalıştım, daha öncesinde başka bir yerde sahne tasarımcısı olarak tanıştım.3 boyutlu görselleştirme , animasyon ve modelleme üzerine daha çok çalışıyorum.

Daha önce çalıştıgınız oyun stüdyosundan ayrılmanız ileride daha büyük hedefleriniz ve daha büyük projeleriniz olduğunu mu gösteriyor?

Ayrıldım , açıkcası kendi başımıza birşeyler yapmak istiyoruz,bir kurumun altında olmak istemiyoruz.Profesyonel olarak şunu söyleyim, artık kurumu sırtlayıp,kurum çatısını yükseltmek bireylere ve kurumlara büyük yük getiriyor.Bu yükü azaltmak adına ayrıldım ben.Tabi ki burada bir yapılanma alt yapım vardı.Altı kişilik özel bir stüdyom var,projeksiyonla eğitim verdiğim bir yerim var.Özel eğitimler var.Bunların çogu belki diğer eğitim kurumlarında olan eğitimler ama oyun yapımı üzerinede eğitimler veriyorum.Ayrılmam, bir kapıyı açacak diye düşünüyorum,çünkü daha fazla oyun yapımına yönelik yutlu ya da üç boyutlu görselleştirmeye yönelik daha fazla iş çıkardıgımı görüyorum.Benim stüdyoma gelen ögrencilerimin daha mutlu oldugunu görüyorum benimle çalışırken, onlara daha fazla zaman ayırabiliyorum.

Ülkemizdeki modellemecilerin, oyun geliştirici yazılımcılara göre az olmasının sebebi nelerdir?

Güzel bir soru , modelleme program gibi değil açıkçası.Modelleme de bir kişinin bir alanda uzmanlığı diye bir şey ben kabul etmiyorum.Kabul edenide reddediyorum.Belki iddaalı olacak ama,3dsMax ve katı modeleme , özellikle AutoDesk yazılımlarını kullanan kişiler özellikle animator,modelleme uzmanı texture operatorü gibi pozisyonlarda bulunacaksa şöyle birşey yapmak gerekiyor,fazlasıyla diğer alanlarda hayat adına her alanda insanın kendini beslemesi lazım.Programlama adına 2 kere 2 dörttür, ya if’tir ya else’dir yani bir şey ya olabilir ya olamaz.Modellemeye geldiğimizde örneğin bir insanın anatomisini bilmeniz gerekiyor,bir hayvanın anatomisini bilmeniz gerekiyor, bir hayvanın kas ve iskelet sisteminin nasıl çalıştığı,yürüme prensibini bilmeniz gerekiyor.Architectural Rendering veya Environment Modelling dedigimizde mekanın , bir uzayın ,doganın nasıl olması gerektigini bilmek gerekiyor.Bununla beraber bunların dokuları , kaplamaları ,similasyon ve fizik hesapları , çarpışmaları,fraction kırılmaları veya sürtünmeleri gibi şeyler işin içine girdigi için,açık konuşmak gerekirse 3d modelleme ya da animasyon alanında çalışacak arkaşların işi yazılımcılardan daha zor.Çünkü bir çok alanda kendinizi beslemeniz gerekiyor.Bu da çok zamanla ve çok ağır , yavaş yavaş olacak birşey.Türkiye’de daha zor olduğunu düşünüyorum ama, bu yüzden eğitmenlik yapıyorum ki eğer eğitimlerimden bir kişiyi kazanabilirsem kendi takımıma veya ekibime bu ülkede birşeyleri değiştirmek için bir kişi daha on kişi daha getirebilir ve bu zincirleme bir dağ gibi,denize atılmış bir taş gibi dalgalar halinde büyür diye düşünüyorum.

Kendinizi ileride nasıl görüyorsunuz.Hedefleriniz neler?

Bu da güzel bir soru,İdealist bir insanım.Steve Jobs’ı fazlasıyla örnek alan birisiyim.Bir çok zorlukla karşılaştım kariyer olarak,bunuda Personal Info ya da Kişisel Bilgilerimi olduğu yigitergenc.com adresinden yani kendi kişisel sitemden ögrenebilirsiniz.Kendimi nerede görüyorum sorusu ve Steve Jobs’u örnek almam şu açıdan önemli,Türkiye’de bu sektörü yapılandıracak eğitmenlikle birlikte,sektöre insan kazandıracak bir eğitmen olarak gelecekte mutlaka görüyorum.

Aynı zamanda bir oyun yapımcısı , bir görselleştirme uzmanı olarakta kurmayı düşündüğüm,nasip olursa Horus Graph adında bir şirketim var.Şimdi sizler gibi genç arkadaşlarla , böyle güzel organizasyonlarda tanışıp,beraber çalışıp bu şirket için güzel bir kadro oluşturmak istiyorum.Nasip olursa o şirketin hiçbir zaman müdürü ya da CEO’su olmak gibi bir niyetim yok.Tam tersine şirketteki en alt pozisyonda yine modelleme uzmanı,yine senior modeller hatta junior olarak çalışıp, onun yerine o şirketi benimle beraber ayaga kaldırcak insanlarla daha güzel bir noktaya getirmeyi istiyorum.Yani en tepede olmak değil,tam tersine böyle bir yapılanmayı oluşturup, başkalarının tepeye çıkmasına benim çektigim sıkıntıları çekmeden bir noktaya gelmelerini istiyorum.Arzum bu.

Horus Graph’ın hem eğitim vererek ,hemde Pixar’ı rol model ya da örnek alarak bir animasyon şirketi , bir oyun şirketi olmasını ümit ediyorum.

Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.Umarız hedeflerinize en kısa süre ulaşırsınız.